İstanbul İzmir Ankara
17°C 15°C 9°C
   
   
Eklenme: (01.11.2011 16:32:28) 

Bir emekli müftü ile bir ilahiyatçı özel bir televizyon kanalında haftada bir program yapıyorlar. Önceki hafta söz döndü dolaştı önemli bir bürokratın yaşı seksenin üzerindeki annesinin Tebbet Sûresini bahane ederek Kuran’a sataşmasına geldi: “Hiç demiş” bürokratın annesi, “Allah kuluna beddua eder mi?” Ve eklemiş: “Ölmüş Ebu Leheb ve karısına bin dört yüz sene sonra ben niye beddua edeyim? Hem de namazda!” Yani, sizin Kuran’ınız da, dininiz de haşa saçma sapan bir şey demek istemiş.

Bir emekli müftü ile bir ilahiyatçı özel bir televizyon kanalında haftada bir program yapıyorlar. Önceki hafta söz döndü dolaştı önemli bir bürokratın yaşı seksenin üzerindeki annesinin Tebbet Sûresini bahane ederek Kuran’a sataşmasına geldi: “Hiç demiş” bürokratın annesi, “Allah kuluna beddua eder mi?” Ve eklemiş: “Ölmüş Ebu Leheb ve karısına bin dört yüz sene sonra ben niye beddua edeyim? Hem de namazda!” Yani, sizin Kuran’ınız da, dininiz de haşa saçma sapan bir şey demek istemiş.
Emekli müftü ile hafız ilahiyatçı kardeşimizin meseleyi vuzuha kavuşturmadan hitama erdirmeleri beni üzdü. Müftü kardeşimiz, “Nedense” dedi, “Bu tipler önümüze hep Tebbet sûresini koyarlar. İhlas’dan, Fatiha’dan hiç bahsetmezler!” Doğru da, bence yetmedi.
Önce isterseniz Tebbet sûresinin mealini verelim:
“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 1. Ebu Leheb’in elleri kurusun. Kurudu zaten. 2. Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı şeyler. 3. O, alev alev yanan ateşe atılacak. 4. Odun taşıyıcısı, lâf getirip götüren karısıyla birlikte. 4. Boynunda ipten bükülmüş bir halat bulunacak.”
Bu sûredeki incelikleri kavrayamadığı için dinden çıkanların olduğuna dair rivayetler de var. Tebbet’i okuyup Müslüman olan papaz da. Peygamber olmadan önce onu çok seven ve iki oğlunu onun kızlarıyla nişanladığı halde peygamberlik gelince onun azılı düşmanı olan amcası Ebu Leheb ve karısı, Hz. Muhammned’in (sav) azılı düşmanı kesildiler. Hz. Muhammed (sav) Allah’ın emri gereği Safâ tepesine çıkarak, “Şu dağın arkasında düşman var desem inanır mısınız” dediğinde, “Evet, inanırız çünkü Sen yalan söylemezsin” diyenler, Peygamberliğini ilan edince küplere bindiler. Ebu Leheb ise, “Kahrolasıca, bizi bunun için mi topladın” diye hakaret etmişti. Ebu Leheb ile karısının Resulullah’a düşmanlığı ölene kadar sürmüştür. Peygamberimiz Mekke panayırlarında kime İslâm’ı tebliğ etti ise Ebu Leheb arkasından gitmiş ve “İnanmayın, o bir yalancıdır” demiştir. Karısı Ümmü Cemil Avra da, Lat ve Uzza isimli putlara yemin ederek mücevherlerden yapılmış gerdanlığını Peygamber Efendimize düşmanlık için harcamıştır. Allah Resulü’nün yollarına çalı ve dikenler ve her türlü pisliği dökmüş, oğullarına, “Hz. Muhammed’in kızları dinden çıkmışlardır. Onlardan ayrılın” demiş, Ebu Leheb de “Muhammed’in kızını boşamazsanız başım başınıza haram olsun” diye yemin etmiştir. Bu tehditler üzerine Allah Rasûlü’nün yanına gelen oğul Uteybe, “Ben Senin dinini tanımıyorum. Kızından da ayrıldım. Artık ne Sen bana gel, ne ben Sana gelirim” diye bağırarak Peygamberimizin gömleğini yırtmıştır.
Resûlullah da ona, “Allah’ım köpeklerinden birini Uteybe’ye musallat et” diyerek bedduâ etmiştir. Aradan kısa bir süre geçince Uteybe bir ticaret kafilesi ile yola çıkmış, kafile Zerka denilen yerde konaklamıştır. O gece bir aslan gelip çevrelerinde dolaşmış ve gitmiştir. Uteybe korkmuş, “Vallahi Muhammed’in dediği gibi bu beni yiyecek” diye dert yanmıştır. Kervandakiler Uteybe’yi ortalarına alıp uyumuşlarsa da gece aslan Uteybe’nin tepesine varmış ve kafasını öyle bir ısırmıştır ki, bu onun ölümü olmuştur.
Ve...
Tebbet Suresinin nazilinden 8 yıl sonra çiçek hastalığına yakalanan Ebu Leheb, Bedir Savaşı’na katılamamış ama ücretini vererek yerine bir savaşçı göndermiştir. Müslümanların Bedir muzafferiyeti onu kahretmiştir. Bir hafta sonra ölmüş, oğulları dahil hiç kimse hastalığı bize de bulaşır diyerek yanına yaklaşmamış, kokuncaya kadar ortalıkta kaldıktan sonra parayla tutulan insanlar tarafından alelacele bir çukura atılıp üstü örtülmüştür.
Netice...
Ebu Leheb ve karısı demek, “Peygamber’i yalanlamak, onun tebliğini engellemek, kâfirliği, müşrikliği pazarlamak, İslâm’ı bulandırmak, sulandırmak” demektir. Öyleyse bugün Tebbet suresini okumaya ve idrak etmeye daha çok muhtacız. Muhterem Hocamız Haydar Baş’ın en büyük düşmanı Ebu Leheb’in zamane askerleridir. Onlar bu vatanın evlatlarını cehenneme odun etmek üzereler.
Haydar Baş Hoca da onların düşmanıdır.
Zaferin sonucunu merak edenler Tebbet suresini bir kez daha okuyuversinler.

Hasan DEMİR
Yeni Mesaj Gazetesi
Facebook'ta Paylaş