Karaman şunları söyledi: Sadece camilerin değil, okul ve sağlık tesislerinin olduğu arazileri de devrettik. Bunların daha önce üzerlerine yapı yapılmadan devrolması gerekiyormuş ancak yapılmamış.
Karaman şunları söyledi: Sadece camilerin değil, okul ve sağlık tesislerinin olduğu arazileri de devrettik. Bunların daha önce üzerlerine yapı yapılmadan devrolması gerekiyormuş ancak yapılmamış.
4'TE 1 FİYATA VERDİK
Belediyenin haklarını korumak zorundayız. Hazine'ye dörtte bir fiyatına verdik. İmara açsak 20-30 kat değer kazanırdı. Cami satan bir belediye değiliz. Kanunları uyguladık. Kanun gereği devretmemiz gereken arazileri üzerinde ne olduğuna bakmadan devrettik.
BU KONUYLA İLGİLİ İsrafil K.KUMBASAR'ın MAKALESİNİ AYNEN AKTARIYORUZ
Mübarek Miraç Kandili vesilesiyle ‘nefs muhasebesine’ dalmışken, çoook ama çok ‘haksızlıklara’, ‘bühtanlara’, ‘yersiz eleştirilere’ kapıldığımızın farkına vardık.
Hesap kitap işleri oldukça zor malum.
Muhasebe, her babayiğidin kârı değil.
Öncelikle itiraf edelim ki, ‘akçeli işlerde’ hayli yanılmışız. “Deniz bitti” türünden kötümser tahminlerimizin nasıl da boşa çıkarıldığını, yüzümüz kızararak gördük.
Misal, hazretlerin ‘memlekette satmadık şey bırakmadığı’ yolundaki tezimiz.
Ne büyük bir gaflet, ne desteksiz atışmış o öyle. “Acaba sıra evdeki kap kacağa gelir mi?” türünden endişeler taşırken, daha ‘el atılmamış’ nice kaynakların olduğunu hayretle gördük.
Haberiniz vardır, İstanbul’da Güngören Belediyesi, Maliye ve SSK’ya 11 milyon lira civarında borç takmış. Kasada para olmayınca yöneticilerin aklına ‘mülkiyet takası’ gelmiş. Tapusu belediyeye ait 6 arsa borca karşılık Hazine’ye devredilmiş.
Durun, henüz bitmedi.
Asıl ‘bomba’ borcun ödenmesi, belediyeye ait arsaların Hazine’ye devrinde değil.
Bilin bakalım, o 6 tane arsanın tamamının üzerinde ne var?
- “Cami”
Evet, evet, yanlış anlamadınız.
AKP’li belediye, 6 camiyi ‘vergi borcuna’ karşılık Hazine’ye vermiş.
***
Yok pahasına elden çıkarılan ‘fabrika’, ‘liman’, ‘işletme’, ‘okul’ duyduk da, borca karşılık ‘camilerin’ devredilmesine ilk kez şahit oluyoruz.
Hazretler bugün seçim olsa herhalde meydandaki topluluğa şöyle seslenecektir:
- “Elhamdülillah, bunların 80 yılda yapamadığını, 9 yılda yaptık. Bakınız bugün Hazinemizde minaresi, şerefesi, kubbesi, şadırvanı ile 6 adet cami mevcut. Bu sayıyı daha da çoğaltacağız. Hazine her ilimizde en az bir camiye sahip olacak.”
Yaparlar mı, yaparlar.
Formül güzel, devir tamam. Yalnız bir sorun var:
İster misiniz ikinci aşamada “Camileri de özelleştireceğiz” diye tuttursunlar?
Söz gelimi, Fatih Belediyesi borç batağında. Genelde tarihi camiler vakıflara aittir ama diyelim ki, Sultanahmet Camii bir şekilde belediyenin üzerinde gözüküyor.
‘Kaynağa’ bakın, göz kamaştıran bir konum. Tarihi yarımadanın göbeği. Oradan gelecek parayla ‘ne hizmetler’ yapılır bir düşünün.
Olmadı karşı kıyıda, Üsküdar’da Mihrimah Sultan Camii’ni elden çıkarıveririz.
Maksat millete hizmet ve de ‘80 yılda yapılamayanı yapmak’ değil mi?
***
Boş yere seçim öncesi ‘uçuk-kaçık projelere’ el attı AKP.
Ellerinin altında ‘ne cevherler’ var da kıymetini bilememişler. Şu camileri Hazine’ye devredip de ilçeye ‘kaynak aktarma’ fikri (!) kaç kişinin aklına gelir Allah aşkına?
Yemin billah, bu ülkede kaynak bitmez. Telaşımız, endişemiz boşuna.
Hani milletin gözünü korkutuyorlar ya ‘cari açık’ falan laflarıyla.
Açık olan bir tek şey var, millet bunların ‘parasal’ konulardaki maharetini hâlâ öğrenemedi. Daha doğrusu, ‘paranın ucu’ biraz da çeşitli adlar altında seçmene koklatıldığı için ‘maharet’ görmezden gelindi.
Bugüne kadar yanlış yapmışız. Bu ülkede her şeyi beklemek, pek çok şeye şaşırmak mümkün. Ancaaak, işin ucu ‘paraya’ dayandı mı, kimse korkuya kapılmasın.
Mutlaka ve mutlaka bir yolu bulunur.
Biz ‘gemileri karadan yürütmüş’ bir ecdadın, tez zamanda ‘gemicikler’ edinen torunlarıyız. Üstelik bunu öyle ‘80 yıl’ gibi uzun sürede değil, ‘8 yılda’ başarmış, ‘hizmet ehli’ bir kuşağız.
***
İnsan yine de düşünmeden edemiyor.
Hani olur ya, camiler de bir gün ‘özelleştirme kapsamına’ alınırsa, ‘hangi İslam’ üzerine hizmet verecek?
Efendim, “Ilımlı İslam” mı dediniz?
Hele bir o gün gelsin, bakarız.