Van’da meydana gelen deprem sonrası tartışılan en önemli konu, deprem bölgesine giden yardımların yerlerine ulaşıp ulaşmadığı oldu. İzlediğimiz kadarıyla hükümet bu konuda pek başarılı sayılmaz. Ancak başarısızlığın konuşulması ve yazılması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı rahatsız etti.
Van’da meydana gelen deprem sonrası tartışılan en önemli konu, deprem bölgesine giden yardımların yerlerine ulaşıp ulaşmadığı oldu. İzlediğimiz kadarıyla hükümet bu konuda pek başarılı sayılmaz. Ancak başarısızlığın konuşulması ve yazılması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı rahatsız etti.
Başbakan Erdoğan başarısızlıkla ilgili özeleştiriyi yalnızca ilk 24 saat için yapıyor. "İlk 24 saatte çadır temininde başarısız olduk. Bunu kabul ediyoruz. Böyle olaylarda bu kadar hata olacaktır" sözleriyle sorunu hafifletiyor. Halbuki depremin üzerinden 4 gün geçmesine rağmen yüzlerce vatandaş çadır kuyruğunda izdiham yaşıyor. Gazeteler boy boy çadır kuyruklarının fotoğraflarını yayınlıyor. Dünyada toplam 200 bin çadır stoğu var. 100 bin çadırla İran birinci, 50 bin çadırla Türkiye ikinci… Yani çadır stoğunda dünya ikincisi olan Türkiye, kısmi Van depreminde vatandaşlarına 72 saatte çadır dağıtamadı. Yani çadır var ama organize yapılamadı.
Depremin üçüncü günü bölgeye giden eski bakanlardan ve halen Sabah Gazetesi’nde köşe yazan Hasan Celal Güzel bakın izlenimlerini nasıl aktarıyor: "Bölgede ciddi bir koordinasyonsuzluk var. Başta çadır dağıtımı olmak üzere gönderilen eşyaların dağıtılmasının halen tam olarak düzene sokulmadığını söyleyebiliriz. Van ve Erciş’te çok sayıda çadır gönderilmesine rağmen bir yandan bunların iyi dağıtılamaması, diğer yandan artçı sarsıntılar nedeniyle evlerinde kalamayan vatandaşların da çadır talebinde bulunması çadır yetersizliğine neden oluyor."
Sorun sadece çadır sorunu ile bitmiyor. Hükümet tüm köylere gidildiğini ve müdahale edildiğini iddia ederken bir anket firması 43 köy muhtarına telefonla ulaştı. 43 köyden 7’sine devletten birilerinin uğradığı, 2 köye ise yalnızca tesbit için jandarmanın çıktığını ortaya koydu. 34 köye uğrayan yok.
Halbuki Sayın Başbakan bu yöndeki eleştirilere şiddetle karşı çıkmış, ulaşılamayan köylere gidip vatandaşla ropörtaj yapan gazeteci Cüneyt Özdemir’i isim vermeden eleştirmişti. Özdemir görevini yapıyor, acı ve gözyaşını Başbakan’a duyuruyor... Lakin Başbakanımız kendisini ‘Her köye ulaştık’ diye kandıran yağcılarına kızmak yerine vatandaşın derdine tercüman olan gazeteciye kızıyor...
***
Sayın Başbakan ne yazıkki yakın çevresinin yanlışlarına inanmayı uzaktan gelen hakikate tercih ediyor. Kızılay’ı tutup ayağa kaldıran Tekin Küçükali gibi örgütçü bir ismi onca başarısına rağmen 1 kalemde çizmek bunun somut örneği… Adana Milletvekili Ömer Çelik istedi diye Adana Kızılay Müdürü’nü görevden almayan ve müdürünün başarısına arka çıkan Küçükali, Ömer Çelik’e ya da bir başka isme kurban verilecek isim değildi. Acaba Başbakan Tekin Küçükali’nin yokluğunu ne kadar hissetti?..
Türkiye’de %50’nin oyunu alan bir başbakan için artık ‘Benim adamım’ olmamalı. Herkesi kendi adamı saymalı. Küçükali’yi 1 kalemde çizip başkan yardımcısına ‘Benim adamım’ diye sahip çıkmak Van’da başarısızlık olarak karşısına çıkıverdi. Aç, açıkta, soğukta çadır ve aş bekleyen o perişan insanların duası kadar bedduası da insan yüreğini delip geçiyor.
Güce güvenip haksızlık yapmak yetersiz olduğunu anlayınca kızmayı değil, ders almayı gerektirir. Başbakanımızın dar bölgede yaşanan Van depremi sonrasını doğru analiz etmesini ve öfkesinden önce orada devleti bekleyen vatandaşların ızdırabını önemsemesini bekleriz. Acı ve üzüntü hepimizin...
Ali ÖZTÜRK
Günebakış Gazetesi