İstanbul İzmir Ankara
17°C 17°C 11°C
   
   
Eklenme: (10.11.2010 00:57:37) 

Uluslararası İstanbul Kadın Buluşması’nda Kadınlar Biraraya geldi...


Uluslararası İstanbul Kadın Buluşması’nda biraraya gelen kadınların bir kısmı toplantıya katılanlardan farklı düşünüyordu. Salonu dolduranlar arasındaki bu küçük gurup farklı bir konuyu gündeme taşıdı. Kadınların öldürülmesi olayını.

15-20 kadar kadın dolu salonda ellerinde dövizlerle ayağa kalkıp, meramlarını anlatmaya çalıştı. ‘Eşit değilsiniz dendikçe daha çok öldürüyorsunuz’, ‘Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadını öldürüyor’ yazılı dövizler bize göre protestodan çok bir sorunun anlatılmak istenmesiydi. Kadınların eylem biçimi sessizdi. Dikkat dağıtmaktan başka, toplantıya hiçbir zarar vermedi. Nitekim kadınlar dışarı çıkarılınca da hiçbiri direnmedi.Olayda iki yanlışa vurgu yapmak istiyoruz.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da, salonu dolduran diğer kadınların da yaklaşımlarını doğru ve demokratik bulmuyoruz. Bize göre Başbakan bu kadınların salondan çıkarılmalarını seyretme yerine müdahale etmeliydi. O dövizlerde ne yazdığını öğrenip ‘Mesajı aldım. Teşekkür ederim. Şimdi buyrun oturun’ demeliydi. Zira bu bir sorundu ve bu talebe cevap vermek Başbakan’ın göreviydi. Feminist kadınlardan Filiz Karakuş son derece masumane eylemin nedenini şöyle özetledi: \"Resmi rakamlara göre 2009’un ilk 7 ayında 953 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 2010’un ilk 7 ayında ise 226 kadın öldürüldü. Davalarda suçlara haksız indirimler yapılıyor.

Kadın cinayetleri neredeyse haklı görülüyor.Böyle bir talep Başbakan’ı neden rahatsız etsinki!.. Sevdiği kadına kavuşamayınca onu öldüren, en küçük bir dedikoduda bile kadının yaşamına son veren anlayıştan Başbakan memnun mu? Yasalarla üzerine gidilmesi gereken bu soruna Başbakan sırtını dönebilir mi? En başta ifade ettiğimiz gibi Başbakan o dövizlerde ne yazdığını bile öğrenmeden salondan atılan kadınları seyretti. Yanlışın birincisiydi.

Gelelim 2. büyük yanlışa…
Uluslararası Kadın Buluşması’nın konuğu kadınlar, salondan atılan hemcinslerine destek vermek, onların taleplerini sahiplenmek yerine Başbakan’ı alkışlamayı tercih etti. Sanki sorun kendi sorunları değildi. Sanki hemcinsleri kadın hakkını, insan hakkını gündeme getirmemişti. Bu olay bize iki konuda çağrışım yaptı. Bundan bir süre önce AK Parti’nin Kızılcahamam Kampı’nda Başbakan’a bir hatırlatma yapan partinin kurucu üyesi Fatma Ünsal, Başbakan Erdoğan tarafından azarlanınca AK Partili milletvekilleri, (sayesinde vekil oldukları başörtü mağduru Fatma’ların temsilcisi) Fatma Ünsal’ın yerine Genel Başkan’a destek vermişti. Hadi diyelim onların tekrar seçilme gibi bir beklentileri vardı ve ilkelilik, dava ahlakı hepsi bitmişti. Peki ya salondaki binlerce kadın!.. Onlar neden hemcinslerine destek vermedi?

Çok değil, daha birkaç yıl önce başörtülü kızlar üniversite kapılarından geri döndürüldüğünde hemcinsleri bazı öğrenciler bu yasağa destek vermişti. Daha 20 gün önce İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde de yasağı savunan kız öğrenciler eylemdeydi. Herkes kendine demokrat oldukça ve ötekinin hukukunu savunmadıkça, bana yapılmayan haksızlık ‘bin’ yaşatılınca salonlardan da çok kere atılırız, üniversite kapılarından da dışlanırız. Sonra kendi talebimize destek vermeyen ötekini kınarız. Karşılaştığımız olumsuzlukların layığımız olduğunu unutmamalıyız.
(günebakış Ali Öztürk)
Facebook'ta Paylaş